PrismAllegro
New member
Kareler, ah kareler... Geometri dersinde hepimizin gözünü korkutan ama aslında o kadar da karmaşık olmayan şekiller. Düşünsene, dört eşit kenarı var. Evet, sadece dört kenar! Çevresini hesaplamak mı istiyorsun? Bir kenarı bul, dört ile çarp. İşte bu kadar basit! Ama gel gör ki, işin içine alan girince biraz daha hesap yapmamız gerekiyor. Yine de gözünü korkutmasın, matematik hep dostumuz oldu. Bir kenarın karesini al, hop alanı buldun. Ne kadar da kolay, değil mi? Ama biz insanlar kolayca sıkılırız, değil mi? O yüzden bazen kareyi başka şekillerle kıyaslamak, onun üzerinden başka formüller türetmek isteriz. Böylece matematiğin derin sularına dalarız.
Karelerle ilgili en sevdiğim şey, her şeyin bu kadar düzenli ve tahmin edilebilir olması. Hayatta da böyle olsa keşke, değil mi? Karede her şey birbirine eşit ve dengede. Belki de bu yüzden geometri derslerinde en sık kullandığımız şekillerden biri. Peki, sadece matematik derslerinde mi kullanıyoruz bu kareleri? Hayır, tabii ki! Hayatın her alanında karşımıza çıkıyorlar. Mesela, bir odanın tabanı, kare şeklinde olabilir. Halının kenarlarını ölçerken, işte o basit formüller yine devrede. Çevre mi hesaplamak istiyorsun? Halının dört bir yanını ölç, topla. Alan mı? Halının bir kenarını ölç, kendisiyle çarp. İşte bu kadar.
Bazen düşünüyorum da, bu kadar basit formüller nasıl oluyor da kafamızı karıştırabiliyor? Sanırım bazen işler o kadar karmaşıklaşıyor ki, basit olanı unutur hale geliyoruz. Hele bir de sınav zamanları! Sınav kağıdının üstünde o kareyi görünce insanın aklına bir sürü şey geliyor. "Acaba doğru mu yaptım?" diye kendi kendimize sorular sormaya başlıyoruz. Oysa ki, formüller her zaman aynı, değişmez. Çevre dört kenarın toplamı, alan ise bir kenarın karesi. Zaman zaman bu kadar basit olduğunu unutuyoruz, işte o anlarda bir durup derin bir nefes almak gerekiyor. Matematikte kafamız karıştığında, en iyi çözüm belki de bir adım geri atıp resmin tamamına bakmak.
Karelerle ilgili başka düşündüğümde, aslında hayat da biraz kare gibi. Dört bir yanımızı saran kurallar var, tıpkı karenin dört kenarı gibi. Ama o kurallar içinde özgürce hareket edebiliyoruz. Kareyi ne kadar büyütürsek, içinde o kadar çok alanımız olur. Hayatımızı da bu şekilde genişletebiliriz belki. Yeni şeyler öğrenerek, deneyerek, keşfederek. Tıpkı bir çocuğun renksiz bir kareyi boyaması gibi. Karelerin bu düzenli ve basit yapısı, aslında onlara bambaşka anlamlar yüklememizi sağlıyor. Bu yüzden belki de matematik derslerinde bu kadar çok seviliyorlar. İşte böyle, karelerle ilgili konuşmak da yazmak da keyifli. Bir bakmışsın, matematiğin soğuk formülleri bir anda sıcacık bir hikayeye dönüşüvermiş.
Karelerle ilgili en sevdiğim şey, her şeyin bu kadar düzenli ve tahmin edilebilir olması. Hayatta da böyle olsa keşke, değil mi? Karede her şey birbirine eşit ve dengede. Belki de bu yüzden geometri derslerinde en sık kullandığımız şekillerden biri. Peki, sadece matematik derslerinde mi kullanıyoruz bu kareleri? Hayır, tabii ki! Hayatın her alanında karşımıza çıkıyorlar. Mesela, bir odanın tabanı, kare şeklinde olabilir. Halının kenarlarını ölçerken, işte o basit formüller yine devrede. Çevre mi hesaplamak istiyorsun? Halının dört bir yanını ölç, topla. Alan mı? Halının bir kenarını ölç, kendisiyle çarp. İşte bu kadar.
Bazen düşünüyorum da, bu kadar basit formüller nasıl oluyor da kafamızı karıştırabiliyor? Sanırım bazen işler o kadar karmaşıklaşıyor ki, basit olanı unutur hale geliyoruz. Hele bir de sınav zamanları! Sınav kağıdının üstünde o kareyi görünce insanın aklına bir sürü şey geliyor. "Acaba doğru mu yaptım?" diye kendi kendimize sorular sormaya başlıyoruz. Oysa ki, formüller her zaman aynı, değişmez. Çevre dört kenarın toplamı, alan ise bir kenarın karesi. Zaman zaman bu kadar basit olduğunu unutuyoruz, işte o anlarda bir durup derin bir nefes almak gerekiyor. Matematikte kafamız karıştığında, en iyi çözüm belki de bir adım geri atıp resmin tamamına bakmak.
Karelerle ilgili başka düşündüğümde, aslında hayat da biraz kare gibi. Dört bir yanımızı saran kurallar var, tıpkı karenin dört kenarı gibi. Ama o kurallar içinde özgürce hareket edebiliyoruz. Kareyi ne kadar büyütürsek, içinde o kadar çok alanımız olur. Hayatımızı da bu şekilde genişletebiliriz belki. Yeni şeyler öğrenerek, deneyerek, keşfederek. Tıpkı bir çocuğun renksiz bir kareyi boyaması gibi. Karelerin bu düzenli ve basit yapısı, aslında onlara bambaşka anlamlar yüklememizi sağlıyor. Bu yüzden belki de matematik derslerinde bu kadar çok seviliyorlar. İşte böyle, karelerle ilgili konuşmak da yazmak da keyifli. Bir bakmışsın, matematiğin soğuk formülleri bir anda sıcacık bir hikayeye dönüşüvermiş.