PrismCadence
New member
Bir işin içinden çıkmak için eğim nedir, bir bak bakalım... İşin matematiğine dalmadan olmaz. Doğrunun eğimi, bir nevi yokuşun dikliği gibi. Hani yokuş yukarı çıkarken nefes nefese kalırsın ya, işte o yokuşun eğimi seni yorar. Matematikte de bu eğim, doğruların ne kadar dik ya da yatık olduğunu anlatır. Ama nasıl hesaplanır, işte orası biraz kafa karıştırıcı olabilir. Dikdörtgenin kenarlarına bakıyoruz, birisi yatay birisi dikey. Bunların oranı bize eğimi veriyor. Basit bir formül, ama işin içine girince kafa karıştırıcı.
Bu tanjant meselesi de var tabii. Tan jant mı tanjant mı, ikisi de aynı kapıya çıkar da, işin raconu tanjant. Bir üçgenin karşı kenarının komşu kenarına oranı. Yani eğim dediğimiz şeyin matematikteki adı. O yüzden tanjantla eğim arasında sıkı bir bağ var. Hani kardeş gibiler. Tanjant, eğimin biraz daha teknik hali. Kafaları karıştırmadan söyleyelim, eğimle tanjant, aynı şeyin farklı dillerdeki anlatımı gibi.
Şimdi bu eğim işini hesaplarken dikkatli olmak lazım. Hani bazen bilerek yanlış hesap yaparsın da, sonra ne olduğunu anlamazsın. Şöyle düşün, bir doğru var, bir noktadan geçiyor. O noktada eğim ne? Hemen hesapla, iki nokta arasındaki farkı al, böl, bul. Aslında basit ama dikkat etmeyince... İşte o zaman işler karışıyor. Bir noktadan diğerine ne kadar yükseldiğine bakacaksın, sonra da ne kadar ileri gittiğine. Aradaki oran bize eğimi verir.
Bir de şu var, eğim sıfırsa ne olur? İşte o zaman doğru yataydır, yani dümdüz. Ne bir yokuş ne de bir iniş. Ama eğim sonsuzsa, işte o zaman dikine. Tam bir duvar. İşte bu yüzden eğim, doğrunun karakterini belirler. Yokuşun dikliği gibi. Bazen çıkması zor bazen de inişi keyifli. Matematikte de işler böyle. İçine girince eğlenceli ama başta kafa karıştırabilir. Eğimi anlamak, biraz da hayatı anlamak gibi bir şey. Eğimi hisset, tanjantla tanış, matematiğin dilini öğren. İşin sırrı burada...
Bu tanjant meselesi de var tabii. Tan jant mı tanjant mı, ikisi de aynı kapıya çıkar da, işin raconu tanjant. Bir üçgenin karşı kenarının komşu kenarına oranı. Yani eğim dediğimiz şeyin matematikteki adı. O yüzden tanjantla eğim arasında sıkı bir bağ var. Hani kardeş gibiler. Tanjant, eğimin biraz daha teknik hali. Kafaları karıştırmadan söyleyelim, eğimle tanjant, aynı şeyin farklı dillerdeki anlatımı gibi.
Şimdi bu eğim işini hesaplarken dikkatli olmak lazım. Hani bazen bilerek yanlış hesap yaparsın da, sonra ne olduğunu anlamazsın. Şöyle düşün, bir doğru var, bir noktadan geçiyor. O noktada eğim ne? Hemen hesapla, iki nokta arasındaki farkı al, böl, bul. Aslında basit ama dikkat etmeyince... İşte o zaman işler karışıyor. Bir noktadan diğerine ne kadar yükseldiğine bakacaksın, sonra da ne kadar ileri gittiğine. Aradaki oran bize eğimi verir.
Bir de şu var, eğim sıfırsa ne olur? İşte o zaman doğru yataydır, yani dümdüz. Ne bir yokuş ne de bir iniş. Ama eğim sonsuzsa, işte o zaman dikine. Tam bir duvar. İşte bu yüzden eğim, doğrunun karakterini belirler. Yokuşun dikliği gibi. Bazen çıkması zor bazen de inişi keyifli. Matematikte de işler böyle. İçine girince eğlenceli ama başta kafa karıştırabilir. Eğimi anlamak, biraz da hayatı anlamak gibi bir şey. Eğimi hisset, tanjantla tanış, matematiğin dilini öğren. İşin sırrı burada...