PrismAllegro
New member
Bir gün düşün ki elinde bir şekil var, bir sağa bir sola çekiştiriyorsun. Hah işte, şekilleri sürükleme dediğimiz şey tam da bu. Dragging özelliği dedikleri de biraz bu işin teknik adı. Ama işin aslında, bu basit gibi görünen hareketin altında yatan koca bir dünya var. Mesela, sürüklediğin şeklin o değişmezleri var ya, işte onlar bazen inatçı bir keçi gibi, bazen de bir gölge misali peşinden gelir. Hiç düşündün mü, bu nasıl oluyor diye?
Geometrinin o büyülü dünyasında, bir şekli sürüklediğinde bazı şeyler hiç değişmiyor. Şaşırdın mı? Vallahi billahi, bir şeklin alanı, çevresi ya da açılarının toplamı, sen ne yaparsan yap, hala aynı kalıyor. Bu yüzden mi geometri bu kadar kafa karıştırıcı, ama bir o kadar da cezbedici? Sanki bir labirentin içinde kaybolmuşsun gibi ama her köşede seni bekleyen bir sürpriz var. O sürpriz de işte bu değişmezler.
Düşünsene, bir üçgeni alıyorsun, köşelerinden tutup istediğin kadar çekiştiriyorsun. Ama o üçgenin iç açılarının toplamı var ya, hani şu 180 derece olan, işte o hep sabit kalıyor. İster inkar et, ister kabul et, bu işin sırrı da burada. Yani, şekillerin bize fısıldadığı gizli bilgiler var. Bazen o fısıltılar, kafamızda bir ampul yakıyor. Ya da bir bilmeceyi çözer gibi hissettiriyor.
Peki, bu geometrik değişmezlerle ne yapacağız? Biraz düşündüğünde, hayatın da böyle değil mi aslında? Değişen ortamlar, değişen insanlar ama bazı değerler hep aynı. Hayatta da bir şeyleri sürüklemek, çekiştirmek, bazen de olduğu gibi bırakmak gerekiyor. Şekilleri sürüklerken aklına gelsin, bazı şeyler hep sabit kalıyor. Belki de bu yüzden, geometrinin o karmaşık dünyasında kaybolmadan yolumuzu bulabiliyoruz.
Şimdi durup düşünüyorum, bu sürükleme işinin arkasında neler yatıyor? Belki de her şekil, her değişmez, kendine has bir hikaye anlatıyor. İşin en güzel yanı da bu; dinlemeye başladığında, o hikayeler seni alıp başka diyarlara götürüyor. Sürükleme özelliği işte bu yüzden büyüleyici. Sanki bir masalın içindesin ve her şekil seni kendi dünyasına davet ediyor. Girdin mi bir kez, çıkmak istemiyorsun. Çünkü içinde hep bir merak, hep bir keşif tutkusu var.
Geometrinin o büyülü dünyasında, bir şekli sürüklediğinde bazı şeyler hiç değişmiyor. Şaşırdın mı? Vallahi billahi, bir şeklin alanı, çevresi ya da açılarının toplamı, sen ne yaparsan yap, hala aynı kalıyor. Bu yüzden mi geometri bu kadar kafa karıştırıcı, ama bir o kadar da cezbedici? Sanki bir labirentin içinde kaybolmuşsun gibi ama her köşede seni bekleyen bir sürpriz var. O sürpriz de işte bu değişmezler.
Düşünsene, bir üçgeni alıyorsun, köşelerinden tutup istediğin kadar çekiştiriyorsun. Ama o üçgenin iç açılarının toplamı var ya, hani şu 180 derece olan, işte o hep sabit kalıyor. İster inkar et, ister kabul et, bu işin sırrı da burada. Yani, şekillerin bize fısıldadığı gizli bilgiler var. Bazen o fısıltılar, kafamızda bir ampul yakıyor. Ya da bir bilmeceyi çözer gibi hissettiriyor.
Peki, bu geometrik değişmezlerle ne yapacağız? Biraz düşündüğünde, hayatın da böyle değil mi aslında? Değişen ortamlar, değişen insanlar ama bazı değerler hep aynı. Hayatta da bir şeyleri sürüklemek, çekiştirmek, bazen de olduğu gibi bırakmak gerekiyor. Şekilleri sürüklerken aklına gelsin, bazı şeyler hep sabit kalıyor. Belki de bu yüzden, geometrinin o karmaşık dünyasında kaybolmadan yolumuzu bulabiliyoruz.
Şimdi durup düşünüyorum, bu sürükleme işinin arkasında neler yatıyor? Belki de her şekil, her değişmez, kendine has bir hikaye anlatıyor. İşin en güzel yanı da bu; dinlemeye başladığında, o hikayeler seni alıp başka diyarlara götürüyor. Sürükleme özelliği işte bu yüzden büyüleyici. Sanki bir masalın içindesin ve her şekil seni kendi dünyasına davet ediyor. Girdin mi bir kez, çıkmak istemiyorsun. Çünkü içinde hep bir merak, hep bir keşif tutkusu var.